Yazıyı kaleme aldığım tarih itibariyle, The CW‘nin bilim kurgu dizisi The 100‘ın 5 bölümü yayınlanmıştı. İzlediğim ilk bölümde sahip olduğum düşünceler ve dizinin geleceği ile ilgili fikirlerim, kalan 4 bölümde de değişmedi. Hikaye olarak bana Battlestar Galactica‘yı andırsa da bu iki diziyi kıyaslama gibi bir küstahlık yapma lüksüm söz konusu değil.

The CW genel olarak “teenage” yani “genç” nüfusa hitap eden yapımlar üretiyor. Bu hedef kitlesi için bile, The 100’ın çok başarılı bir yapım olduğunu söyleyemeyeceğim. İlk bölümden itibaren senaryosundaki bariz hatalar ve hikayenin hiçbir şekilde seyirciye yansıtılamıyor olması; üzerine tecrübeli oyuncuların yerine tecrübesiz ve başarısız oyunculuklar sergileyen isimlere maruz kalıyor olmamız tuzu biberi oluyor. Henry Ian Cusick (24, Hitman, Lost, Scandal, Fringe, CSI  gibi yapımlardan tecrübeleri var) ve Terry Chen‘in (Elysium, Bates Motel, Continuum, Nikita, Battlestar Galactica Blood & Chrome, V, Battlestar Galactica, I Robot gibi yapımlardan tecrübeleri var) kadroda yer aldığını gördüğümde umutlanmıştım ama o da boşaymış.

Konusunu duyduğum zaman başarılı bir bilim kurgu olabilir mi? Diye düşünmedim değil. Açık söylemek gerekirse heyecanlandım bile. Ancak benim için büyük bir hayal kırıklığı oldu. Gerçi yaratıcısının daha öncesinde pek bir iş yapmamış olduğunu da eklerseniz sonucun böyle olması sürpriz değil. The 100, survival bir konsepte sahip yani hayatta kalma mücadelesine. İnsanoğlunun devamını şartlar ne olursa olsun sürdürmeye bağlı bir hikaye yansıtılıyor ancak durum hiç de öyle değil.

the-100-3Hayatta kalanların yaşadığı Ark istasyonu belirli bir kapasiteye sahip, ikinci çocuk yasağı ve sınırlandırmaları olan bir istasyon. Ve bu durumu da anlamak mümkün. Ancak 18 yaş ve altındaki genç insan nüfusunu tekrar ölüm riski olan Dünya’ya göndermeleri tuhaf doğrusu. Kobay olarak kullanılan bu kişilerin, insanoğlunun geleceği olarak görülmesi gerekirken bu şekilde harcanmaları doğru olmamış. Dizide bunun üzerini, siz suçlusunuz ve daha kolay harcanabilirsiniz diyerek kapatmaya çalışsalar da becerememişler aslında. Çünkü oradaki insanların çoğu ufak suçlar nedeniyle orada bulunuyor. Mantıksal olarak böyle bir durumda daha yaşlı olanların dünya’ya gönderilmesi ve izlenilmesi gerekiyordu.

Nükleer savaştan kaçıp, uzayda 12 tane üs kuran insanlık, maalesef aradan geçen 100 yıllık süreçte teknik olarak the-100-4kendisini hiç geliştirememiş. (Ark’ta mühendislerimiz, doktorlarımız, bilim adamlarımız var diye hava atmayı biliyorlar) Yani bize gösterilen bu. Uzay gemileri, uzay üsleri yapılmış ama 1900’lerden kalma kocaman ahizeli telefonlar kullanılıyor. Sadece insanlar Ark istasyonunda yaşamış, hayatta kalmış ve üremeye devam etmiş. Dünya’ya gönderilen genç nüfusun da hal ve hareketlerinden anlaşılacağı gibi günümüzdeki gençlerin tavırları 100 yıl sonra da senariste göre aynı kalacak. Ateş yakıp, çılgınca dans etmekten başka bir amaçları yok. Kullanılan silahların ilkelliği, teknoloji olarak hiçbir şekilde gelişme gösterilmemesi rahatsız edici noktalardan.

İnsanların kollarına takılan cihazlar ile her hareketleri ve durumları kontrol edilebiliyor ama bir robot gönderip, dünyanın yaşamsal faaliyete uygun olup olmadığı kontrol edilemiyor mu? Resmen uzaylı olan, uzayda doğmuş 4. nesil gençler dünya’ya ilk ayak bastığında sanki bir okul kampına, plaj partisine gitmiş gibi eğlenmeye başlıyor. Bu yolculukları esnasında da yanlarına ne su, ne yiyecek hiçbir şey verilmiyor? Ülkemizdeki survivor ünlüler, gönüllüler bile daha çok alet edevata sahip.

The 100; sadece oyuncu kadrosunda birkaç yakışıklı ve güzel oyuncunun yer aldığı, The CW’nin başarısız bir bilim kurgusu olmanın dışına çıkamamış.

3 Comments

  1. ahmetbul 14 Eylül 2015 at 12:07

    nedense sadece 1 sezonunu izleyebildim.biraz sıkıldım açıkcası

    Reply
  2. LeylaKoparan 1 Aralık 2015 at 17:56

    güzel bir dizi

    Reply
  3. Mertcan 13 Ekim 2016 at 20:50

    Hüsran olarak adlandırdığınız dizi 4.sezon ile karşımıza çıkacak ve bence bahsettiğiniz kadar kötü ve basit bir dizi değil.

    Reply

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir